![]() |
5n1k |
![]() |
![]() | |||
açılımın nedeni ve tarihiTarih: 23:31 on 14/8/2009
Açılımın nedeni Türkiye, tarihinin en ağır stand by anlaşmasını IMF ile imzalamak üzere, faizlerin bu kadar düşük olduğu bir tarihte dayatılan %15 üzeri olacak, rakam ise 40 Milyar Amerikan Doları.... Bu rakam dayatma şeklinde olacak ve altında inanılmaz istekler dayatılacak. IMF ye ihtiyacımız yok dedikten sonra, söylenilen lafı yedirmek adına yapılacak.... Bu arada IMF heyeti bu dayatma stand by anlaşması için yaklaşık 14 aydır Ankara'da yatıp kalkıyor.
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket
Açılımın tarihi ise Birleşmiş Milletlerde kabul edilmiş ve tüm ülkelerin imzasına açılmış "İKİZ SÖZLEŞMELERİN" Türkiye tarafından kabulü tarihi ( yanlış hatırlıyorsam Birleşmiş Milletlerde kabul tarihi olabilir). Bu sözleşmeler Dsp Mhp ve Anap koalisyonu zamanında gerekli çekinceler konulmadan TBMM tarafından kabul şartlı olarak imzalanmış, ancak yapılan yanlışlık fark edildiğinde, bu sözleşmeler TBMM gündemine alınmamıştır. AKP iktidara gelir gelmez bu yanlışlığı görmezden gelerek TBMM'de onaylanması sağlamıştır. İkiz Sözleşmeler İkiz Yasalara dönmüştür. Kısaca bu anlaşmalar azınlıklara "SELF DETERMİNATİON" hakkı getirmektedir. Özün özü, Türkiye'de özerk bölgeler kurulabileceği ve bunların adımının atılmasının tarihsel başlangıcını ifade etmesi anlamı ile bebek katilince ve ABD talimatı ile gerçekleşecektir. Kısaca IMF anlaşması gözden kaçırılmak üzere yapılmış bir açılımdır hayırlı olsun (yapanlara) açılımTarih: 20:49 on 4/8/2009
Öncelikle Türkiye üzerinde etnik milliyetçilik giderek körükleniyor
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket
Ama okuyuculardan bir ricam olacak "Gertrude Bell" ismini asla unutmamaları ve bu kadına ait tüm bilgileri toplamaları sonuçta kimin Türk düşmanı olduğu, neler yaptığını öğrenmek ve bugüne kadar proje bazında ortaya koyduğu bölünme harekatının mimarlarından biridir. Kaynaklara bakıldığında tam olarak açıklamalar olmayıp, 1923 senesinde Atatürk Türkiye Cumhuriyetini kurduğunda bugün yayınlanan bölünmüş Türkiye haritalarının ilk çizimcilerindendir. Babası her ne kadar Türkçe kaynaklarda entellektüel bir kişilik olarak tanımlansada , İngiliz diplomatıdır. Cetvelle harita çizmek Bell ailesinin icadıdır. İngilizlerin resmi isteklerinden olan 1000 (BİN) devlet politikası "Gertrude Bell" projesi ile yön bulmuştur. Thomas Edward Lawrence'ın yönlendiricilerindendir. Lawrence arap topraklarında , Bell ırak topraklarında faaliyet göstermekte idi. Bell'in en büyük başarısı Haşimi ailesinin fertlerinin kral olmalarını sağlamak oldu, Ürdün krallığı, Suud krallığı gibi. Kısaca bugün yapılan kürt "AÇILIMI" , Gertrude Bell denilen kadının projesidir. "Gertrude Bell", az bilinen ama el aurans tan (T.E.Lawrence) daha etkilidr ve ölmesine rağmen hala projeleri ile etkili olmaktadır Unutulmaması gereken Çanakkale'de omuz omuza savaştığımızı söyleyenlere, bu savaşta kaç tane kürt vardı "http://www.geltag.com/sehitler.asp?il_id=0&ilce_id=0&harf_id=0&sayfa_id=1" sayfasından sayıp blabilirler. Ermeni tehciri sırasında kaç ermeni öldürdüler? İsyanlarla kendinden olmayan kaç kişiyi katlettiler? Türkiye'yi bölmek veya tutarsa Türkiye'yi ele geçirmek için ingiliz kışkırtması ve Hafız Esad aracılığı ile 1965 sonrası nüfusları ne kadar arttı? Lord Curson'un emri ile Lozan sonrası hem dilleri hemde alfabeleri (hemde latin yazılı alfabe) oluşturulmadı mı? PKK diyerek 40.000 kişinin ölümüne neden oldular , katillerin açılımın aydınlanması için ampul mü gerekli? 21 yüzyılda hala feodal yapı ve aşiret gibi ilkelliği kim kabul ediyor? Bu olumsuzluklara rağmen 30 civarı etnil fruptan oluşan Türk halkında tek kanser gibi yayılan grup vardır. Bırakın kapalı kapılar altında yapılan kapalı açılımları, EĞİTİM SİSTEMİ ile oynamayın yeter. Orduya dokunmayın. ADALETİ rahat bırakın. Sonrasında açılım kelimesi bir daha açılmamak üzere kapanır. Saloth Sar ve Khmer Krohorm , Adolf Hitler ve Naziler, AyetullahTarih: 00:30 on 14/4/2009
1) Ayetullah Humeyni, kuşkusuz bugünkü İran rejimininele alınmasının önceliği başlık sıralamasına uymamakla beraber öncelikle ele alacağım konudur. Zira Türkiye Cumhuriyetinin sınır komşusu ülke, konumu ve durumu itibarı ile diğer ülkelerden farklıdır. Zira İngiliz etkisini bir türlü üstünden atamayan bir ülke, yanıbaşında Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuş Türkiye'nin etkisi ile reform hareketlerini başlatmıştır. Petrol gelirlerine ilişkin düzenlemeler olduğunda, öncelikle İngilizler ikinci olarak ABD tali olarak İsrail (1-2) etkisi ile rejim için harekete geçmişlerdir. En son olarak Ayetullah Humeyni , İngiliz güdümünde olan mollaların destek ve teşviği ile İslam Devrimini gerçekleştirmiştir. Ancak anılan ülkeler tarafından istenilen sonuç elde edemedikleri için, aşamalı olarak şu andaki İran Rejimini yıkmak üzere planlarını kademeli olarak yürütmektedirler.
yormuşlar (1) | yorabilirsiniz | soket
(1) İran'da zannedilenin çok üstünde farsi yahudi vardır. (2) İran'da tüm hak dinler kendi şer'i hükümleri uygulama hakkına sahiptir. Ancak burada şu andaki dikkat edilmesi gereken husus, cumhuriyet rejimi olmasına rağmen demokratik değildir. Tek taraflı bakış açısı ile yönetim vardır, yönetim ya bizdensin ya da kafirsin, rejim düşmanısın anlayışı mevcuttur. Seçimler yapılmakta ancak serbest olmayan seçimler tek taraflı cumhuriyeti tamamen ortaya koymakta, İngiliz güdümünde mollalar kimi işaret ediyorsa o kişi seçilebilmektedir. İslam Rejimine en ufak aykırılık çok ağır ceza yaptırımlarını beraberinde getirmektedirler. Kural olmayıp, mollaların o andaki baskıcı tutumlarının o güne ruh hallerini yansıtmaları şeklinde gelişen, günübirlik kuralları olan , aslolan hukuk değil keyfiliği getiren bir sitemdir, kısaca totaliter oligarşi rejimin esasıdır. Bu durum, İngiliz , ABD ve İsrailin farklı islami laboratuarı haline gelen İran, insanlara eğitimi en az seviyeye ve belli yöne doğru götürecek şekilde oluşunca, şimdiki İran rejimi varlığını sürdüreceği, ancak deneklikten kurtulamayacağı, ve anılan üç ülkenin istekleri dışında hareket edemeyeceği gerçeğini değiştirmeyecektir. Devrim Muhafızları ise dış odaklar yerine tehlikenin içeriden geldiğini kabul eden ve sadece kendi halkını baskılayan, ulemalar tarafından güdülen İngiliz denetimli bir örgüttür. Eğitim sistemi rejimi kollamaya yöneliktir 2) Suud rejimi, İngilizler tarafından oluşturulmuş bir coğrefyada masonik kökenli Faysal sülalesinin bir koludur. Suud kralının her lafı kanundur. Kanunun işlemediği tek yer ulemalar konseyidir. Ulemalar, kraldan ayrı görünüşte şer'i kurallar koyar, tamamen ülke vatandaşına karşı baskıcı olup, diledikleri şekilde davranma hakkına sahiptirler. Kral ve ailesi ile ulema konseyi birbirlerinin kuyruklarına basmadan diledikleri şekilde halkın üstünde baskı kurma hakkına sahiptirler. Filistinde laik demokratik bir cumhuriyetin kurulmasını engellemek için İsraile doğrudan para yardımı yapmakta olup, dış politik olarak ABD ve İngilizlerin söylemlerini harfiyen yerine getirmektedirler.Eğitim sistemi rejimi kollamaya yöneliktir 3)Adolf Hitler ve naziler; Yahudi ailenin yahudi düşmanı çocuğu, birinci dünya savaşından mağlubiyetle çıkmış Almanya'nın zor yıllarında gözlem yeteneği yüksek, akıl sahibi fikir yoksunu , muhteşem bir popülist, mükemmel bir demagog, ihtiraslı dehşetengiz bir hatip, bütün bunlar bir araya gelince , mağlup bir milletin kin ve ezilmişliğini aynı zamanda cehaletini kullanarak, meşru seçim zemini ile gelip , memleketinin idaresini ele geçirmiş, nasyonal sosyalizm dünya görüşünü ortaya koymuş bir lider nazilerin öncüsü ve kendi halkına zulmeden bir gestapo örgütü kurmuş ve tek tip eğitim ile gençlerin beynini sonuna kadar yıkamış bir yapılanma sonucu ortaya çıkmış korkunç bir mantalite olmuş. Görünüşte bir meclis ancak hitlerin sözü kanun ... Eğitim sistemi rejimi kollamaya yöneliktir. 4)Saloth Sar ve Khmer Krohorm, bilinen adıyla Pol Pot ve Kızıl Kmerler; Komünizmi savunan, macchiavelist yaklaşımcı, Pol Pot Çin ve Tayland'tan destek alırken, İngilizlerin bu adamı kullanabileceği fikri hayata geçmiş ve İngiliz desteği ile ülkesini ele geçirmiş biridir.Kızıl Kmerler Pol Pot tarafından kurulmuş kanlı bir örgüttür. Pol Pot yönetimi eline geçirdikten hemen sonra eski yönetim kadrolarını tasfiye etmişit. Tasfiyenin yeterli olmayacağını bildiğinden tasfiyede olan insanları aileleri ile birlikte katletmiştir. Şehirde yaşayan insanların tarlada çalışması zorunluluğunu getirince, direnen okumuş kesimleri aileleri ile birlikte yok etmiştir. Ancak okumuş kesimin yok edilmesine rağmen yinede karşı çıkmalar devam ettiği için ağır vasıta ehliyetleri olan insanlarıda yok etmekten geri kalmamıştır. Öldürmek istediği insanları pirinç tarlalarında öldürene kadar çalıştırmıştır. Pol Pot kanundur. Yönetimi ele geçirdikten sonra 7.500.000 nüfusu öldüre öldüre 4.500.000 indirmeyi beceren bir yönetimdir. Eğitim sistemi rejimi kollamaya yöneliktir. Bu devletlerin ortak yanları; hepsi diğer ülkelerden izole edilmiş olmaları, hukuk tanımaz iktidarları, cehaletin yüksek olduğu, ekonomik olarak gelir dağılımının korkunç derecede bozuk olmasıdır. Suud halkı zengin olmayıp zengin olan kral, sülalesi ve ulemalarla , bu kişilere iş yapan veya yardakçılarının olduğunu hatırlatmakta fayda görmekteyim. Temel hizmetlerin çoğu ya kralın ailesinin elinde yada yabancı taşeronlarca yapılmaktadır. Bu ülkelerden elde edilen çıkarımlar , ABD, İngiltere ve İsrail ortaklığı ile ustaca birleştirilerek ülkemize bu sistemler karması getirilmeye çalışılmaktadır. Bu karma yapı gereği, hukuksuzluğu yaymak, kaderciliği kabul ettirmek, normal dünya düzeni içinde bulunan çağdaş eğitim sistemini yok ederek, belli amaca yönelik eğitim faaliyetlerini yaygınlaştırıp, gelir seviyesini dahada aşağıya düşürüp, halkı izole ederek kontrolü ele geçirmektir. Umarım bu durumu hükümetimiz idrak eder ve bu şer üçlüsünün fikirlerini kullanmama gayreti içine girer . Zira her seferinde hüsran yada yönetimi kaybetme olgusu başta kendileri olmak üzere hepimizi beklemektedir. teğet geçti van münitTarih: 23:24 on 17/2/2009
Hamdolsun ekonomiye teğet geçti
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket
gerçek verilerle hesaplandığında enflasyon değil deflasyon var sanayi endekslerine göre bu bariz ortada, hesaplamadan gıda ve enerjiyi çıkarın görürsünüz, kısaca enflasyon değil DEFLASYON var. hamdolsun teğet geçti ekonomik verilere göre enflasyon hesaplama döneminde resesyon başladı, kısaca ekonomide durgunluk yani kesat hamdolsun teğet geçirene bu arada yine aynı dönemde dış ticaret açığımız yüzde olarak büyüdü kısaca reel sektör bitmiş Hamdolsun yeni seçim dilencileri yararttıkları için şimdi üç veri bir araya geldiğinde battığımızı gösteriyor birde geçensene mart aayında olan verilerle euro 3,5 TL olmak durumunda idi ancak zorlama ile tutuldu şimdi dikkat TL nin değeri düşmüyor gerçekte gerçek kura yaklaşıyor, şu an euro 3,20 TL olmalı kısaca reel değere göre paramızın değeri değil düşmek son 2 ayda %15 lik reel artış var bize ilüstratif göstergelerle verilenler reele döndüğünde durum bu TL nin gerçekte değerinin alış gücündeki artış dış ticaret açığı verileri ile birleştiğinde üreten sektörlerin şu an kapasite kullanımı %30 üstünde olmadığının göstergesi sayın ilgililer birazda size teğet geçsin bize yeterince teğet geçti hamdolsun 28.01.2009 the closer finaliTarih: 22:48 on 28/1/2009
söylenen şu idi
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket
" o senin kedin" o kedi mi Pan orkun uçara göre Pancık Yavruydu öyle kaldı (anılarda olsa bile) hasretTarih: 22:12 on 28/1/2009 sınıf: kendimce
Hatırlayacak yaşa geldiğimde , kısaca en küçük büyük yaşıma geldiğimde, altı yaşıma geldiği biliyorum.
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket
Almanyadan yeni Türkiye'ye gelmişiz, aslında altı bile değil yaşım. öncelerden hatırladıklarımda var elbette... Edirne kaleiçi kulekapı caddesi no 19 Türkşye'de ilk adres .... korkular ve istek aynıydı aılamyaya geri dönmek ve ilk ciddi tehdit annemle babama;" almanyaya geri dönerim", büyük blöf, poker oyuncusu olamayacağım belli, rest çektim, babam eline bakmadan pas dedi, ablam bop, annem resstimi gördü ve " haydi git " dedi. kapıdan çıktım ve sağa döndüm köşeye gelince tekrar sağa sonra tekrar sağ ve üçüncü köşeden tekrar sağ ve bizim arabanın arkasında durdum ve beklemeye başladım. zira yapabileceğim başka bir şey yoktu zira altı yaşında idim. bizimkiler seslensin diye bekledim. yalnız ve çaresizdim. büyümeyi o sırada çok istedim bir anda olmadı. ablam hep başına buyruktu ve hiç anlaşamazdım hala öyle. bunca kvga etsekte kırılsakta o benim ablam ve öyle kalacak, başımdan atamam hayatımdan silemem. ama öyle bir farklılık yarattıki iki tane dünyalar tatlısı yeğen, büyük olan azman oldukurallarını bende bilmiyorum zira bana bile açıklamıyor, küçük olan ise farklı içindeki dışına çıktığında kimsenin kıpırdama şansı yok. annem; beni kontrol eden, yönlendiren ama büyüdükten sonra bile bu yaşa geldiğimi unutan, ona göre ben hala 6 yaşındayım ve öyle zannettiği için birbirini vurmaya çalışan iki insanı vurmamaları için ikna ettiğimde içimde oh be burası kan gölüne dönmedi dedikten tam bir dakika geçmeden beni gsm hattımdan arayarak bana inanılmaz fırça atıp, birbirini vurmaya çalışan insanların içlerinden " biz bu herife mi inanarak böyle davrandık" diyen bakışlarla bir anda karizmamı sıfırlayan kişi... çok seviyorum , yeterki kesintisiz bana bir hafta karışmayacak şekilde davransın babam; çok sakin, akıllı, babacan ama bana karşı değil.... yıl 1081 eylül, hayatımda il defa ankaraya gittim. o zamanlar yurtdışına öğrenci olarak çıkmak istiyorsanız yolu başkentten geçerdi ve başkente 3 gün için gittim tam 10 gün kaldım 17 yaşında idim. sonuç bu sürenin sonunda yurtdışı öğrenci pasaportunu alma hakkımı elde ettim. herşey tamam 5 ocak 1982 günü (gün belki bir yada iki gün sonrası olabilir) istanbula gideceğiz bir gün sonra viyanaya uçacağım hala 17 yaşındayım ve reşit değilim. anormal olan durum herkesten önce kalkmam. ve ilk iş yuvalete gittim, bu durum çoğu insan için iğrenç olabilir ama mide kanaması geçiren insanlar için bu durum çok farklıdır. tuvaletten çıktım inanılmaz bir halsizlik ve benim gibi bir çocukta inanılmaz bir olay zira ilkokul 3. sınıftan beri 7-8 sporu birden yapmış inanılmaz mukavemeti olan ben ayakta zor duruyordum. babamı uyandırdım ve tuvalete götürdüm. baktı ve kesin olarak söylediği laf "melena"... tam 24 saat boyunca sürdü melena çıkması ve iki defa kustum 25. saat dolmadan son kan sayım sonuçlarım geldi. ve babam baktı baktı ve bana bakarak ağlamaya başladı. başka hiçbir şey yapamıyordu. bir iki dakika sonra kalktı ve hastaneye telefon etti sadece eritrosit miktarını titrek bir sesle söyleyebildi. annem babamın yanında , telefonu kapattıktan sonra anneme "edirnede bu kadar düşük eritrosit seviyesi ile kimse ameliyete cesaret edemez" denmiş babamın mesai arkadaşlarından. karşıma geçti ve bana bakarak karşıma oturdu ve sicim gibi yaşlar akıyordu gözlerinden, bunun tek anlamı babama göre ölüyordum ve istanbulda bile ameliyata yetişme şansım olmadığı idi. zaten brucellosun 3 evrsini bitirmiş biriydi babam, ikinci evrede cerrahpaşa tıp fakültesindeki arkadaşlarına gitmişti. ama kötü bir şey olmadığını söyleyerek dönmüştü zaten. babam hemen kan transfüzyonu için hastaneden istekte bulundu. birinci bittiktan sonra kansayımı ve sonuç ikinci şişe kana ihtiyaç olduğunu söyledi. ikinci kan transfüzyonunun bitmesine dakikalar kaldığı anda cam kırıldı ve bir taş içeri düştü, taş kan şişesine çarptı ve öyle düştü. babamın fırlamasını hiç unutamayacağım, ufak çocuklar sapanla kuş avlamaya çalışıyorlarmış. ve bu olaydan tam bir hafta sonra hastalığının dördüncü ve son evresi başladı.en kötüsüydü , ocak ayının ikinci yarısından sonra nisanın il yarısına kadar iki hastane ve üç servisten sonra evimize gelmiştik. öğrendiğimiz böbrek SA ve karaciğere metastas. yıkıldık 18 nisan 1982 de babam öldü. babam öldükten sonra öğrendiğimiz zaten kanser olduğunu bildiği ve bizlere söylemediği ve bana ilişkin olan durumu; ben ankarda iken üç gün daha kalmak zorunda olduğumda , babam ağlayarak anneme " ben oğlumu bu kadar sevdiğimi bilmiyordum" demiş olması. babam beni sevdiğini bana hiç söylemedi. ama ben biliyorum. annemin bana bu kadar karışmasının sebebi; beni hala çok sevip korumak istediğinden... ablamla hala kavga ederiz ama başı gerçekten çok sıkıştığında hala beni arar ve güvenir her ne kadar suratıma aksini söylesede, biliyorum bana güvenir ve beni sever... ben hepsini seviyorum seveceğim aslında ilk almanya restim, asıl korkum Türkiye'de ailemin değişeceğinden korkmamdı, çocuk aklımla bu değişimi önlemeye çalışıyordum alttan alta 39 sene geçti hala büyümek istemiyorum aslında, hep altı yaşımda olduğum ailem olsun istiyorum, evlenip gitmler olmasın, ölümler olmasın varsın yine beni sevdiklerini söylemesinler, benimle hep kavga etsinler biliyorumki, dört bir tarafa gitsekte hep aile olarak kaldık üzüldüğüm iki konu vardır; babam ablamın iki çocuğunu göremedi ikincisi babam ablam ve ben ; 23 nisan 1982 günü Edirne Lisesi mezunlar pilavına gidemedik, babamın ölümünden 5 gün sonrası idi. ve o gün üzüntümden her türlü saçmalığı yaptım, katlanılmaz bir insan oldum, herkese eziyet ettim. En büyük hayalimdi pilava birlikte gitmek,aslında babamın mezarı pilavın olduğu yerden 500 metre uzakta ve bizlerle idi.. babam çok güzel bir isim bıraktı, annem sonu ölüm bile olsa hala doğruyu söylemeye devam eder ve hala bizlere bunu aşılamaya çalışır, ablam bana insanlarla anlaşma yada kavgayı öğretti. ailemin öğretmediği tek şey bana nasıl para kazanacağım idi, bunun dışında tüm iyi insani değerleri öğrettiler. Ailemle hep gurur duydum, bağlılıklarını göstermeslerde,nasıl olduğunun belirtilerini ortaya koydular Teşekkür ederim ve minnettarım not: bu yazım yeğenlerim Meriç ve Tunca adınadır. acabaTarih: 01:01 on 13/1/2009 sınıf: kendimce
düşünmeden edemiyor insan
yormuşlar (1) | yorabilirsiniz | soket
homo homini lupus böyle olunca ne de ipso kalıyor ne de de facto karışıyor kavramlar far fortia et patere ama yinede arıyor içi yanıyor eziliyor ignotus düşünceler kavramlar iaus Deo ya insan magnum opus ya insandan amor sunt servanda ya değilse dön ikinci satıra eğerTarih: 04:57 on 1/1/2009 sınıf: kendimce
değiştirebilseydim
yormuşlar (1) | yorabilirsiniz | soket
kudretim yok ne olur sabır ver bush a ayakkabı fırlatan zihniyete hayırTarih: 00:07 on 17/12/2008
ayıptır, ırakta yapılmış olan ayakkabı fırlatma olayı
yormuşlar (2) | yorabilirsiniz | soket
yapan birde gazeteci size demokrasi getirmeye çalışan bir başkan, hemde abd ekonomisini iflasa sürüklemek pahasına işte gazeteci olan bu kişi aydın olacak münevver olacak tutmuş ne yapmış, ayakkabı fırlatmış aydınmış münevvermiş yazıklar olsun bush size demıkrasi getiriyor o ne yapıyor bush a ayakkabı fırlatıyor işte gerçekten demokrasiyi özümse idi o gazeteci YOKLUK ZAMANI IRAK TA AYAKKABI YOKKEN AYAKKABILARINI ATMAZ DEMOKRATİK OLARAK AYAKKABI SEÇERDİ şimdi o ayakkabılar suç aleti ve artık kimse o ayakkabıyı giyemeyecek hiç mi atacak bir şey yoktu da ayakkabının zor bulunduğu dönemde ayakkabı attı ben olsam ve iki seçeneğim olsa ayakkabıyı giyer bush u çöpe atardım, zira ırakta 3 şey dileme hakkı yok şu an korku imparatorluğuTarih: 23:06 on 14/12/2008 sınıf: kendimce
İnsanları dinleme ve izleme paniğine soktular, zannediyorlarki birebir izleniyorlar. İşte buna gülerim zira bu iş için taş çatlasa 2000 görevli vardır asıl amaç zaten korkak insanları elemek sindirmek ikinci olarak azalan insanlar sayesinde izleme ve dinlemelerin daha az insana yönelik olmasını sağlamak iki seçenek içinde başarılılar....
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket
Ancak bu arada salakça bir işe de imza atıldı, bilgi alışverişi azaldığı için ilk önce gerçekten suç işleyenler izlenip dinlendiklerini öğrendikleri için önlem geliştirmek zorunda hissettikleri için kuvvetle muhtemel izlenmeyecekleri şekilde işlerini yürütüyorlardır, bu durum gerçek suçlrın izlenmesinde imkansız derecede kılacak yöntemler geliştirmeye başlamışlardır, ikinci oarak dezenformatik bilgileri ayıklama böyle ortamda kolay değil zor olur zira gerçek bilgilerin akışı zayıflayıp uyduruk haberlerin arttığı bir ortam olur kısaca bu işten faydalandıklarını zannedenlerin işleri daha çok uyduruk haberlere kaldığı için daha fazla uğraşacaklar kısaca ters tarafı daha keskin iki taraflı kılıç <- | Önceki Sayfa -> |
|||
![]() |