5n1k


var mı bileshke gibisi, yok, yok mu bileshke gibisi, var, bazen perin olur, bazen kabusun, ama dileği masum Baskalarının nefesinin karıshmadığı yerde özgürlük vardır (BiLeShKe sözü)

sayfalar şahı | dükkan sahibi | Depo | Açık hesabı olanlar

hasret

Tarih: 22:12 on 28/1/2009 sınıf: kendimce
Hatırlayacak yaşa geldiğimde , kısaca en küçük büyük yaşıma geldiğimde, altı yaşıma geldiği biliyorum.
Almanyadan yeni Türkiye'ye gelmişiz, aslında altı bile değil yaşım. öncelerden hatırladıklarımda var elbette...

Edirne kaleiçi kulekapı caddesi no 19 Türkşye'de ilk adres .... korkular ve istek
aynıydı aılamyaya geri dönmek

ve ilk ciddi tehdit annemle babama;" almanyaya geri dönerim", büyük blöf, poker oyuncusu olamayacağım belli, rest çektim, babam eline bakmadan pas dedi, ablam bop, annem resstimi gördü ve " haydi git " dedi. kapıdan çıktım ve sağa döndüm köşeye gelince tekrar sağa sonra tekrar sağ ve üçüncü köşeden tekrar sağ ve bizim arabanın arkasında durdum ve beklemeye başladım. zira yapabileceğim başka bir şey yoktu zira altı yaşında idim. bizimkiler seslensin diye bekledim. yalnız ve çaresizdim. büyümeyi o sırada çok istedim bir anda olmadı.

ablam hep başına buyruktu ve hiç anlaşamazdım hala öyle. bunca kvga etsekte kırılsakta o benim ablam ve öyle kalacak, başımdan atamam hayatımdan silemem. ama öyle bir farklılık yarattıki iki tane dünyalar tatlısı yeğen, büyük olan azman oldukurallarını bende bilmiyorum zira bana bile açıklamıyor, küçük olan ise farklı içindeki dışına çıktığında kimsenin kıpırdama şansı yok.

annem; beni kontrol eden, yönlendiren ama büyüdükten sonra bile bu yaşa geldiğimi unutan, ona göre ben hala 6 yaşındayım ve öyle zannettiği için birbirini vurmaya çalışan iki insanı vurmamaları için ikna ettiğimde içimde oh be burası kan gölüne dönmedi dedikten tam bir dakika geçmeden beni gsm hattımdan arayarak bana inanılmaz fırça atıp, birbirini vurmaya çalışan insanların içlerinden " biz bu herife mi inanarak böyle davrandık" diyen bakışlarla bir anda karizmamı sıfırlayan kişi... çok seviyorum , yeterki kesintisiz bana bir hafta karışmayacak şekilde davransın

babam; çok sakin, akıllı, babacan ama bana karşı değil.... yıl 1081 eylül, hayatımda il defa ankaraya gittim. o zamanlar yurtdışına öğrenci olarak çıkmak istiyorsanız yolu başkentten geçerdi ve başkente 3 gün için gittim tam 10 gün kaldım 17 yaşında idim. sonuç bu sürenin sonunda yurtdışı öğrenci pasaportunu alma hakkımı elde ettim. herşey tamam 5 ocak 1982 günü (gün belki bir yada iki gün sonrası olabilir) istanbula gideceğiz bir gün sonra viyanaya uçacağım hala 17 yaşındayım ve reşit değilim. anormal olan durum herkesten önce kalkmam. ve ilk iş yuvalete gittim, bu durum çoğu insan için iğrenç olabilir ama mide kanaması geçiren insanlar için bu durum çok farklıdır. tuvaletten çıktım inanılmaz bir halsizlik ve benim gibi bir  çocukta inanılmaz bir olay zira ilkokul 3. sınıftan beri 7-8 sporu birden yapmış inanılmaz mukavemeti olan ben ayakta zor duruyordum. babamı uyandırdım ve tuvalete götürdüm. baktı ve kesin olarak söylediği laf "melena"... tam 24 saat boyunca sürdü melena çıkması ve iki defa kustum 25. saat dolmadan son kan sayım sonuçlarım geldi. ve babam baktı baktı ve bana bakarak ağlamaya başladı. başka hiçbir şey yapamıyordu. bir iki dakika sonra kalktı ve hastaneye telefon etti sadece eritrosit miktarını titrek bir sesle söyleyebildi. annem babamın yanında , telefonu kapattıktan sonra anneme "edirnede bu kadar düşük eritrosit seviyesi ile kimse ameliyete cesaret edemez" denmiş babamın mesai arkadaşlarından. karşıma geçti ve bana bakarak karşıma oturdu ve sicim gibi yaşlar akıyordu gözlerinden, bunun tek anlamı babama göre ölüyordum ve istanbulda bile ameliyata yetişme şansım olmadığı idi. zaten brucellosun 3 evrsini bitirmiş biriydi babam, ikinci evrede cerrahpaşa tıp fakültesindeki arkadaşlarına gitmişti. ama kötü bir şey olmadığını söyleyerek dönmüştü zaten.
babam hemen kan transfüzyonu için hastaneden istekte bulundu. birinci bittiktan sonra kansayımı ve sonuç ikinci şişe kana ihtiyaç olduğunu söyledi. ikinci kan  transfüzyonunun bitmesine dakikalar kaldığı anda cam kırıldı ve bir taş içeri düştü, taş kan şişesine çarptı ve öyle düştü. babamın fırlamasını hiç unutamayacağım, ufak çocuklar sapanla kuş avlamaya çalışıyorlarmış. ve bu olaydan tam bir hafta sonra hastalığının dördüncü ve son evresi başladı.en kötüsüydü , ocak ayının ikinci yarısından sonra nisanın il yarısına kadar iki hastane ve üç servisten sonra evimize gelmiştik. öğrendiğimiz böbrek SA ve karaciğere metastas. yıkıldık
18 nisan 1982 de babam öldü. babam öldükten sonra öğrendiğimiz zaten kanser olduğunu bildiği ve bizlere söylemediği ve bana ilişkin olan durumu; ben ankarda iken üç gün daha kalmak zorunda olduğumda , babam ağlayarak anneme " ben oğlumu bu kadar sevdiğimi bilmiyordum" demiş olması. babam beni sevdiğini bana hiç söylemedi. ama ben biliyorum.

annemin bana bu kadar karışmasının sebebi; beni hala çok sevip korumak istediğinden...

ablamla hala kavga ederiz ama başı gerçekten çok sıkıştığında hala beni arar ve güvenir her ne kadar suratıma aksini söylesede, biliyorum bana güvenir ve beni sever...

ben hepsini seviyorum seveceğim

aslında ilk almanya restim, asıl korkum Türkiye'de ailemin değişeceğinden korkmamdı, çocuk aklımla bu değişimi önlemeye çalışıyordum alttan alta

39 sene geçti hala büyümek istemiyorum aslında, hep altı yaşımda olduğum ailem olsun istiyorum, evlenip gitmler olmasın, ölümler olmasın

varsın yine beni sevdiklerini söylemesinler, benimle hep kavga etsinler

biliyorumki, dört bir tarafa gitsekte hep aile olarak kaldık

üzüldüğüm iki konu vardır; babam ablamın iki çocuğunu göremedi
ikincisi babam ablam ve ben ; 23 nisan 1982 günü  Edirne Lisesi mezunlar pilavına gidemedik, babamın ölümünden 5 gün sonrası idi. ve o gün üzüntümden her türlü saçmalığı yaptım, katlanılmaz bir insan oldum, herkese eziyet ettim.  En büyük hayalimdi pilava birlikte gitmek,aslında babamın mezarı pilavın olduğu yerden 500 metre uzakta ve bizlerle idi..

babam çok güzel bir isim bıraktı, annem sonu ölüm bile olsa hala doğruyu söylemeye devam eder ve hala bizlere bunu aşılamaya çalışır, ablam bana insanlarla anlaşma yada kavgayı öğretti.

ailemin öğretmediği tek şey bana nasıl para kazanacağım idi, bunun dışında tüm iyi insani değerleri öğrettiler.

Ailemle hep gurur duydum, bağlılıklarını göstermeslerde,nasıl olduğunun belirtilerini ortaya koydular

Teşekkür ederim ve minnettarım

not: bu yazım yeğenlerim Meriç ve Tunca adınadır.
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket

acaba

Tarih: 01:01 on 13/1/2009 sınıf: kendimce
düşünmeden edemiyor insan
homo homini lupus
böyle olunca
ne de ipso kalıyor ne de de facto
karışıyor kavramlar
far fortia et patere
ama yinede arıyor içi yanıyor eziliyor
ignotus
düşünceler kavramlar
iaus Deo
ya insan
magnum opus
ya insandan
amor sunt servanda
ya değilse dön ikinci satıra
yormuşlar (1) | yorabilirsiniz | soket

eğer

Tarih: 04:57 on 1/1/2009 sınıf: kendimce
değiştirebilseydim
kudretim yok
ne olur sabır ver
yormuşlar (1) | yorabilirsiniz | soket

korku imparatorluğu

Tarih: 23:06 on 14/12/2008 sınıf: kendimce
İnsanları dinleme ve izleme paniğine soktular, zannediyorlarki birebir izleniyorlar. İşte buna gülerim zira bu iş için taş çatlasa 2000 görevli vardır asıl amaç zaten korkak insanları elemek sindirmek ikinci olarak azalan insanlar sayesinde izleme ve dinlemelerin daha az insana yönelik olmasını sağlamak iki seçenek içinde başarılılar....

Ancak bu arada salakça bir işe de imza atıldı, bilgi alışverişi azaldığı için ilk önce gerçekten suç işleyenler izlenip dinlendiklerini öğrendikleri için önlem geliştirmek zorunda hissettikleri için kuvvetle muhtemel izlenmeyecekleri şekilde işlerini yürütüyorlardır, bu durum gerçek suçlrın izlenmesinde imkansız derecede kılacak yöntemler geliştirmeye başlamışlardır, ikinci oarak dezenformatik bilgileri ayıklama böyle ortamda kolay değil zor olur zira gerçek bilgilerin akışı zayıflayıp uyduruk haberlerin arttığı bir ortam olur

kısaca bu işten faydalandıklarını zannedenlerin işleri daha çok uyduruk haberlere kaldığı için daha fazla uğraşacaklar kısaca ters tarafı daha keskin iki taraflı kılıç
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket

bir sene daha geçti

Tarih: 23:19 on 29/9/2008 sınıf: kendimce
kimi için iki gün önce kimine göre hergün
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket

yepyeni sayfa

Tarih: 18:31 on 12/9/2008 sınıf: kendimce
.
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket

sayfa

Tarih: 23:32 on 11/9/2008 sınıf: kendimce
yormuşlar (yok) | yorabilirsiniz | soket



<- İlk Sayfa | Önceki Sayfa ->